2 Ocak 2026 Cuma

Eser'ime

 


Annelerin Annesine

 


16 Aralık 2025 Salı

İrfan Berker'e

 Annemin eşyalarını toplarken cüzdanında babamın eniştem İrfan Berker'in ölümü üstüne yazdığı şiirin ilk taslağının olduğu not kağıdını buldum. Şiir aşağıdadır.

Bilmem neden çekip gittin

Hep sevdiklerini terk ettin

Tanrı katına mı erdin

Hepimizi çok severdin

* * *

Yaşamaya doyamadın

Ayrılmaya kıyamadın

Gitme dedik duyamadın

Altmış yılı sayamadın

* * *

Söyleşirdik tatlı tatlı

Bir melek oldun kanatlı

Göke gittin yedi katlı

Milli Eğitim'den beratlı

* * *

Çorum oldu sana kabe

Hastalık dediğin bahane

Ağlar durur yedi hane

İnanmıyorum öldüğüne

* * *

Dağ gibi sağlamdın yıkıldın

Siyaset şerine takıldın

Mesleğinde bir okuldun

Her yönüyle iyi kuldun

Orhan UYSAL

Not : "Yaşamaya doyamadın" önce "Çalışmaya doyamadın" iken değiştirilmiş. 

15 Ekim 2025 Çarşamba

Anneme

Ohan Uysal'ın annesi için yazdığı şiir.

ANNEME

 

                                 Annelik duyguların en yücesi şüphesiz

                                 Çocuğunu sevmeyen anne olur mu hiç

                                 Ben henüz tatmadım annemin sevgisini

                                 Bütün yaşam boyunca çünkü dışladı bizi

 

                                 Ne bir gün kucağına alıp bizi okşadı

                                 Sokaktan gelmiş gibi bizi her an horladı

                                 Ne bir gün hasta diye gözyaşıyla ağladı

                                Ne bir gün bize yarar iyi şeyler sağladı

 

                                Ölümünde oğlunu bir kez bile öpmedi

                                Arkasından ağlayıp hiç gözyaşı dökmedi

                                Oh çok şükür öldü diyerek sevindi hep içinden

                               Bir kardeşten ayırdı genç yaşında Metin’den

 

                               Beni köye yolladı daha yedi yaşında

                               Ne yapıyor diyerek bakmadı arkasına

                              Çile çektim hep ezildim annemin elinden

                               Az bir kabahat yapsam kurtulmadım dilinden

 

                              Para hırsıyla yaptı bütün kötülükleri 

                              Ne yaptımsa yaranamadı seçti nankörlükleri

                              Her ne kadar hakkımız varsa helal ettim ona

                              Ne kadar olursa olsun o da nihayet bir ana

 

 

                                                                                   Orhan UYSAL 

22 Eylül 2025 Pazartesi

Antalya Müzesi için Ağıt

  Uyduruk ve sonradan yazıldığı anlaşılan bir raporla ödüllü Antalya Arkeoloji Müzesi binası depreme dayanıksız diye yıkıldı. İçindeki eserlerin nereye götürüldüğü bile belli değil.

Buna karşı direnen hareketin en başındaydı Hilmi Uysal.

Yıkım sonrası yazdığı ağıt aşağıda.

__________________________________________________________________________________

Kepçeci duymaz sesi
Kıyar tarihe.

Direnir Müze
Canavar kepçelere
Anıt gücüyle
************
Karanlık gece
çığlık çığlık gökyüzü
kapkaranlık gün
************
Ey müdür, müdür
Ey müzesini yıkan
kara lekesi
*************
Bir ömür yeter
Nemesis’in laneti
alın lekesi
*************
Sessiz sokaklar
susuyorken halkım
susar mı müze?

Hilmi Uysal
 Antalya/13-14-15-16 Eylül 2025

https://yurtsever.org.tr/2025/avukat-sukran-eroglu-bosanma-davalarinda-arabuluculuk-olmaz-552622/

8 Ağustos 2025 Cuma

Şiir Defterinden -20-

 O GÜN BÜGÜN



30 Haziran 2025 Pazartesi

Ölümü Utandırdılar

 “Ölümlü olduğunu, bir gün mutlak öleceğini bilerek yaşamak insana verilmiş en büyük ceza ise, en zor zamanlarda hayatı paylaşabilmek ve dayanışma içinde olabilmek de insana bağışlanmış en büyük ödüldür…”

“20. Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Günleri”nde Ardahan’da iki güzel insanı ağırladık… Onur duyduk, kıvanç duyduk. Dolup taşan salonumuzda onların vatan sevdalarını, insana, iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa olan sevgilerini izleyenlerle, katılımcılarla paylaşmanın coşkusuyla çoğaldık.

Birisi, bizden yol parası talebi bile olmadan, yol üzeri, unutturulmaya çalışılmış Köy Enstitüsü yerleşkelerini kendi aracıyla geze geze, karanlık güçlerin üzerine kül ve toz yığmaya, virane yapılarından intikam almaya kalkıştığı revirlerinde kayıtlar yaparak, notlar alarak araştırmasını çoğaltmaya çalışırken annesinin vefat haberini alıp apar topar Çorum’a döndü; annesini toprağın koynuna yatırıp otobüse atladı, yorgun argın, üzgün geldiği Ardahan’da etkinlik katılımcılarına “Sağlık Ekseriyle Köy Enstitüleri”ni anlattı. Trahom’un, Verem’in, Sıtma’nın kırıp geçirdiği, bebek ölüm oranlarının %60lara ulaştığı Anadolu ve Urumeli topraklarında Köy Enstitüleri’nde yetişmiş sağlık memurlarının, yağız köylü çocuklarının köy köy dolaşmaya başlamasıyla, birkaç yıl içinde o imansız salgınların nasıl eriyip gittiğini, hastalıktan ölüm oranlarının nasıl kırılıp aşağılara düştüğünü, bebek ölüm oranlarının nasıl azalmış olduğunu anlattı. Rakamlar, bilimsel veriler vardı elinde. Köy Enstitüleri’ne kara çalmaya çalışan bezirgânların, kendi yurttaşlarını, insanlarını göz göre ölüme mahkûm etmek pahasına o güzel okulları nasıl kapattıklarını, Cumhuriyet’in beyaz meleklerine nasıl iftiralar attıklarını kanıtlarıyla gösterdi bize… Konuşturup kayıt aldığı, gençliğinde at üstünde köyleri gezip hastalık etmenleriyle savaşmış, bataklık kurutmuş, çocuklara aşı yapmış, anne adaylarına gereken eğitim ve desteği vermiş bir çınar sağlık memuru, göğsünü gere gere, “Benim çalıştığım köylerde Kızamık’tan hiç çocuk ölmedi!” diyordu.

Akdeniz Üniversitesi emekli öğretim üyesi, meslektaşım, kardeşim Prof. Dr. Hilmi Uysal’ın annesini toprak sevgiyle basmıştır bağrına…

Diğeri, de yalnızca kendi olanaklarıyla, daha önce verdiği sözü tutabilmek, etkinliğimize katılabilmek için hasta babasını yoğun bakım odasında bırakıp geldi aramıza… O baba ki, uzun yıllar boyunca özellikle ücra Anadolu köylerinde görev yaparak zorlu koşullarda eğitim vermiş bir öğretmen olarak yaşamıştı. Oğlu, Babalar Günü’nde sosyal medya hesabından babasına yazdığı duygusal mesajda, bir öğretmen çocuğu olmanın gururunu ve babasının öğrencilerle paylaştığı sevgiyi şu sözlerle anlatmıştı: “Bilmediğiniz, tanımadığınız ama sadece size yönelmesini beklediğiniz sevgiyi ve ilgiyi paylaştığınız yüzlerce binlerce kardeşinizin olmasıdır. Ücra Anadolu köylerinde soğukla, çamurla, yoksullukla mücadele ederken anımsıyorum babamı… Bir Kürt köyünde 11 yaşında okula ilk adımını atan çocuğa Türkçe öğretirken ya da bir ilköğretim müfettişini öğrencilerine haksızlık yaptığı için sınıfından kovarken…”

Babasının maaştan arta kalan paraları çocuklarına dağıtıp “İşte sana dört araba” diyerek ailesine verdiği değeri ifade ettiğini aktaran o oğul, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda babası Zeki Zeyrek’in haksızlığa, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı net duruşunu da övmüştü.

Ardahan’da aynı masaya birlikte oturduk değerli insan, Cumhuriyet sevdalısı gazeteci dostum Deniz Zeyrek ile. “Köy Enstitüleri’nden Günümüze Kültür Ve Eğitim” üzerine konuştuk. Kendisinin de doğup büyüdüğü Cılavuz’da eğitim ışığından üzerine düşeni aldığı Köy Enstitüleri’nin ülkemize katkısını anlattı. Babası rahatsızdı. Konuşması biter bitmez ayrıldı aramızdan ve sonrasında iki üç gün daha yaşama tutunabilen çok sevdiği babasını toprağa verdi. Aynı gün Karşıyaka mezarlığında Cılavuz Köy Enstitülü, Perihan ve Dursun Akçam’ın okul arkadaşları Cimşit Demirci de son yolculuğuna uğurlanıyordu.

O iki güzel insan, Ardahan’da Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Günleri’ne katılarak ölümü utandırdılar. Yalnız Ardahan’a değil, tüm ülkeye, tüm yeryüzüne ve insanlık kültürüne unutulmaz bir ders verdiler. Prof. Dr. Hilmi Uysal’ın annesi, gazeteci Deniz Zeyrek’in babası, böyle evlatlar yetiştirmiş oldukları için kıvançla izliyorlar şimdi geride kalan hayatı. Yattıkları toprak incitmeyecek, sevgiyle bağrına basacaktır onları. Onlar, en güzel dayanışma duygularıyla kanatlandılar sonsuzluğa, “cennet mekân” oldular.

Ayaklarınıza, yüreklerinize sağlık ey güzel insanlar. Sizin gibi sevdalıları oldukça, kimse diş geçiremez bu Cumhuriyet’e, kimse unutturamaz yapılan iyilikleri, tarihimizin zenginliklerini. Boşa çabalıyor karanlığın güçleri, nafile yere eziyet ediyorlar masum insanlara, halkın gönlünde taht kurmuş Cumhuriyet yolcularına, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun evlatlarına…

Ne Köy Enstitüleri unutturulabilir, ne de insanımızın yaşamını çoğaltmış, sağlığı, kültürü, üretimi baş üste tutmuş, kadına ve çocuğa değer vermiş Cumhuriyet’in kazandırdıkları.

Selam olsun dayanışma içinde olanlara, selam olsun hayatın iyisini de kötüsünü de kardeşçe paylaşanlara; selam olsun iyilikten, güzellikten, doğruluktan ayrılmayanlara…

Prof. Dr. Hilmi Uysal’a ve Deniz Zeyrek’e gönül dolusu selam, sevgi…

Gününüz aydın olsun…

24 Haziran 2025, Alper Akçam

Ardahan Eğtim Vakfı