29 Ağustos 2009 Cumartesi

İKİ ESİR

Esaretten yana değildiler bir zamanlar
Özgürlük savaşcısıydılar
Canları ucuzdu o zaman
Vermek o kadar zor değildi
Çirkinlikleri esir almaya kalktılar
Alıp güzelleştirmek için çok hevesliydiler
Alımlı bir çirkinlikti esir ettikleri

Zaman bir silindir gibi ezip geçti ikisini
Bir kuyunun kenarındaki taş kadar
Sert olan vicdanları
Su çeken kovanın ipleriyle çizildi

Oluklarla derinleşip
Kadınlarla renklenip
Paralarla kirlenip ezildi
Bir hatıra bile kalmadı eski savaşcılıklarından

Hiç yaşamamışlar gibi geldi eski günleri
Ezildi her geçen gün nefisleri
Bütün mesele
Tecrübesizlikleri

Orhan Uysal

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Briç Magazin 2

Siyah Beyaz Gazetesindeki briç köşesindeki 2. yazısı.

BRİÇ MAGAZİN

Orhan Uysal

Briçseverler merhaba.
Evleneceğiniz kızın (veya erkeğin) yeterince zeki olup olmadığını denemek istermisiniz? (Tabiki bekar iseniz!)

Birbirini delice seven iki genç (bir kız-bir oğlan!) briç masasında (!) aşklarının ilerde bir evlilikle sonlanmasını bekliyorlardı. (Şimdiden çok bekliyeceklerini söyleyebiliriz! Ayrıca briç uğruna evinde eşini saatlerce bekletip, evliliklerinin sarsılmasına neden olanların hiç de az olmadığını söyleyebiliriz!) Briç oyununun gizemsel havasından yararlanarak birbirlerini etkilemeye çalışıyorlar, güzel bir deklere veya oyun sonunda da birbirlerine bu güzel eli senin için oynuyorum dercesine paslaşıyorlardı. Aşağıdaki dağılım gelince büyük bir fırsat yakaladığına inanan erkek bu elin çıkartılması halinde sevgilisinden büyük bir takdir geleceğine kesin olarak inanmıştı. Ne yapıp, yapacak bu olanaksız gibi görünen eli büyük bir ferasetle çıkartacaktı.


-Batı pik rua açılmış, güney her savunmaya karşı 7 kör oynamaktadır.
Güney ilk eli pik asıyla aldı. Karo valesine pas yaparak yere geçti. Kare asını çekti. Kör ruasını ve asını çekti. Karo ruasını çekince batının damını düşürdü. Elindeki iki sağ karolara yerden perdan iki piki attı. Yere bir pik çaktırdı. Tirefli ruası ile ele geçti. Körün valesini çekti durum şuydu;



Güney kör 9 luyu çekince, batı sıkıştı. Trefliyi yerse yerdeki 9 luyu sağlayacak, pik yerse eldeki 7 li metr olacaktı. Batı pik damını verdi. Güney yerdeki pikleri ile oyunu çıkardı. Muzaffer bir kumandan edası ile arkasına yaslandı ve sevgilisine baktı.

Baştan beri oyunu büyük bir dikkatle izleyen sarışın! ( harcanan pik damı gibi esmerde olabilirdi tabiki !) güzel sevgilisi ; "Şansın varmış ki karo enpası tuttu. Empasa bağlı bir granşilem dekleresinin hatasını bana yükleyecektin. Sen, sen ol bir daha granşilem dekleresini daha güvenli yap." dedi.

(Soru bir; Size göre iki sevgiliden hangisi daha zeki ve anlayışlı? Soru iki; Sizce bu evlilik gerçekleşir mi? [Bu hayat koşullarında riske giremeyenler nasıl evlenecek?] Soru üç; Evlilik yürür mü? Doğru yanıt verenler bir deste iskambil kağıdı kazanacaktır!)

Geçen hafta başladığımız kurallar konusuna devam ediyoruz;
-Sırasız kontr veya sürkontur:

Güney Batı Kuzey Doğu
3 karo - - kontr

Doğu konuşma sırası ortağında iken kontr çekmiştir. Batı sonuna kadar pas demek zorundadır. Doğunun kontr söylemek hakkı kaldırılır. Eğer ilk çıkışı batı yapacak ise dekleran belirli bir renkten çıkış yapmasını isteyebilir veya menedebilir. ( Erken öten horozu keserler!)

-Doğu konuşma sırası rakipte iken kontr demişse;

Kuzey pas derse kontru tekrar etmek zorundadır. Kuzey bir konuşma yaparsa doğu yasal bir konuşma yapabilir. Eğer ilk çıkışı batı yapacaksa dekleran belirli bir renkten çıkmasını isteyebilir.

-Yasal olmayan bir kontr çekilmiş ise;

Güney Batı Kuzey Doğu
3 trefli kontr pas kontr

Doğu yasal olmayan kontr yerine yasal bir konuşma yapabilir. Pas geçebilir. Eğer yasal bir konuşma yaparsa, örneğin 3 karo derse ortağı sonuna kadar pas geçmek zorundadır. Eğer pas derse batı yine pas demek zorundadır. Eğer batı çıkacak ise trefli renginden çıkmasını men edebilir.

Ayın problemi;



Batı pik 10 lusunu çıktığına göre güneyin her savunmaya karşı 6 kör yapması için nasıl oynardınız?

Çok sorulu bir yazı oldu ama ne yapalım!

Güzel ve bol briçli günler dileğiyle.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir Sınavsa Eğer Hayat

Bir sınavsa eğer hayat
Eğilmeden bükülmeden
Güçlüklerin karşısında
Çorap gibi sökülmeden
Yaşım yolunda yürüdüm

Kin tutmadım kan tutmadım
Haram lokmalar yutmadım
İyiliği unutmadım
İlerledim adım adım

Sevdim ülkemi halkımı
Kimseye vermedim talkını
Eğittim hep ahlakımı
Yoksula sundum salkımı

Güçlüklerden hiç kaçmadım
Namerde avuç açmadım
Malıma haram katmadım
Eğri olanı tutmadım

Orhan Uysal

2 Ağustos 2009 Pazar

HAYAT

Hayat sanki imbikten süzülmüş şarap gibi
Akıyor yavaş yavaş ömür cenderesinden
Yedi iklim dolaşan uzun bir ırmak gibi
Seyrediyor alemi gönül penceresinden

Bir tatlı bir de acı,bir kara bir aydınlık
Buharlaşıp bitiyor kaynayan bir çaydanlık
Elemlerin yerine acıyı bal ederek
Geçiyor bir vadide sonu gelmez pişmanlık

Tükendikce biter diye sarıldıkca ipine
Çekiyor sanki bizi sonsuzluğun dibine
Hayat, ah mutlu hayat nasip değil insana
Katlanıp şükret gönlüm ne düşerse bahtına

Orhan Uysal